2 Mayıs 2012

Uğur Meleke kaldığı otelden neden "attırılmak" istenildi?




.. Bak arkadaşım ben dokuz aydır bu ülkede yaşıyorum. A'sından B'sine ve hatta Z'sine kadar bir şekilde spor medyasının içerisinde olan herkese dokunabilme şansı yakaladım. Eskiden mail aracılığı ile muhabbete girip güzel bulduğum pek çok insanı "maalasef" yakından yanıma fırsatını da elde ettim.En tepesinden tutun en "yanımda" sandığım arkadaşım dahi üç kuruşluk zekasıyla arkadan iş çevirmeye çabaladı. Buradaki ortamın içerisinde bulunanların yüzde sekseni piyasadaki durumuna göre kendisine rol biçti. Yüzde on beşi özünde kifayetsiz ve sadece yüzde beşi "Adam" çıktı.

 Kime ve neye göre?

Beş yıla yakın bir zaman dilimi boyunca neredeyse iki güne bir size bu satırları yazan bana göre. Kriterlerim, hayata bakış açım ve toplamda samimiyetimi iyi ya da kötü buradaki insanlar bilir. İnanın bana hele ki buradan birisine "iyi" demeye korkuyorum zira maşallahım var, iyi dediğimin ömrü üç günü geçmiyor. Avrupa Şampiyonası sonrası bu yaşanılanları eylemleri ve isimleriyle de yazacağım ki belki ben yanılıyorumdur, kim bilir?

 Lakin yanılmadığım ve yanılma payımın neredeyse olmadığı tüm bunların dışına bir noktada duran bir isim var. Tanıştıklarımın en tepesine tartışmasız bir şekilde oturtacağım isim Uğur Meleke. Ben samimiyetle dile getiriyorum ki onun kadar "doğru" ve "dürüst" kalamam bu piyasada. isterim çok ama yapamayabilirim. Çok sevdiğim takımın oyuncusu telefon açar, krizde olurum birisi iş teklifi yapar, kuralına göre oyunu oynamaya çalışırım belki. Yaşamadan bilemem ama o "dürüstlüğünü" korumuş ve korumaya da devam ediyor. Ben de onu örnek alarak daha da sağlam durmaya çaba göstereceğim.

 Buraya kadar olan kısım öznel görüşlerim. Katılan olur, olmaz önemli değil. Dışarıdan baktığınızda algıladığınız kimlik neyse bire bir temas ettiğinizde de karşınıza çıkacak olan odur, bunu bilin yeter. Yalnız tüm bunların dışında geçenlerde anlattığı "sıradan" hikaye karşısında ben şok oldum, dilim tutuldu. Oha diyorum, inanılmaz bu nasıl olur diyorum ama benim dışımda şaşıran insanın olmamasına daha da şaşırıyorum.

 Nedir bu hikaye?

 Uğur Meleke, geçen sene oynanılan Sivasspor-Fenerbahçe müsabakasını yorumlaması  için çalıştığı televizyon kanalı tarafından görevlendiriliyor. TRT ona oteli ayarlıyor. Bu otel Fenerbahçeli futbolcular ve yönetiminin kaldığı otel çıkıyor, Meleke'nin böyle bir isteği yok ama kendisi için tutulan otelde kalmak da en doğal hakkı sanırım. Sivas'ta kalabileceğiniz çok fazla otel seçeneği de yok. Yemek için restoranta indiğinde ise güzel bir sürprizle karşılaşıyor. Otel müdürü üç-dört gün öncesinden rezerve edilmiş olmasına rağmen bu otelde kalamayacağını söylüyor. Nedeni de Fenerbahçe yönetimi basından herhangi bir insanı otelde istemeyişi. Kim ne demiş, ne yapmış gibi magazinel konularla yıllardır ilgilenmediği ortada olan Uğur Meleke zorluyor, kim istemiyor diye. Otel müdürü o anda yemek salonunda bulunan Fenerbahçeli yöneticilerin bunu istemediğini söylüyor. Meleke, çıkışıyor, üç-dört gün öncesinden bu otelin rezervasyonu yapıldı ve kim istemiyorsa gelsin bana söylesin diyor yan tarafta Aziz Yıldırım hariç hemen hemen bütün Fenerbahçeli yöneticilerin olduğu bir ortamda.. Kimse çıtını çıkarmıyor. Uğur Meleke ısrarını sürdürünce Otel Yönetimi de inat ediyor. 3-4 defa farklı farklı insanları gönderip oteli terk etmesi isteniyor. Güvenlik görevlileri, güvenlik müdürü ve otel müdürü sırasıyla ziyaret ediyor.Peki en son kim geliyor? Sivasspor başkanı Mecnun Odyakmaz.. Ki ne işi var bu adamın burada? Bir gazetecinin otelden Fenerbahçeli yönetiminin isteği nedeniyle "attırılması" eyleminde Sivasspor başkanı neden müdahil olur ki?

 Kusura bakmayın filan diyerek sonunda bir ara yol bulundu, nedir bu? Uğur Meleke TRT'nin rezervasyonunu yapıp parasını ödediği otele arka kapıdan girip çıkarak kimseye gözükmeden ancak orada kalmayı başardı. Müsabakayı yorumlamak için izleyip gidecek olan bir gazeteciden neden bu kadar ısrarlı bir şekilde korkulur, ben anlamış değilim. Sivasspor başkanı Mecnun Odyakmaz'ın bu "gazeteci attırılma" işine neden ve nasıl dahil ettirilir, bunu da anlamış değilim. Bir değil iki değil üç değil dört kez kapısının farklı farklı insanlar gönderilerek ısrarlı bir şekilde çalınıp parasını ödediği,3-4 gün öncesinden TRT tarafından  rezerve ettirimiş bir otelden neden çıkartılır ve hangi yasal hakla bunu da anlamış değilim. Akşamında ise misafir olarak gelen isim Abdullah Kığılı. Meleke, beyefendi kişiliğini öne çıkardığı bu düzgün adam tüm bu saçmalıklar nedeniyle özür diliyor. Uğur Meleke de olayı kendi içerisinde kapatıyor.

 Lakin mesele bununla bitmiyor.




Uğur Meleke sezon başında CNN TURK'de çift kale programına konuk olarak giriyor, sözleşme karşılığı anlaşma yapılıyor. Cem Yılmaz'ın sunduğu programda dört konuk vardı. Bir tarafta Uğur Meleke, Bilgin Gökberk durur iken diğer tarafta da Ertem Şener ve Emre Tilev. Dikkat ederseniz şubat ayının başında birden Uğur Meleke programdan çıkartılıyor, sizce neden ? 


 24 Ocak 2012'de  bu açıklamayı yaptıktan sonra bir daha programa çıkarılmıyor!

 Bu çok tartışılan Sivasspor-Fenerbahçe maçında bizzat Uğur Meleke'nin yaşadıkları içerisinde aslında çok önemli ayrıntılar olmasına rağmen bunu dile getirmiyor Uğur Meleke. Bugüne kadar onun yazılarının içeriği nedir, biliyorsunuz. Her şey Kanal D'de yayımlanılan Çift Kale programında yorumcu olarak bulunan Uğur Meleke'nin Fenerbahçe yöneticisi Nihat Özdemir'in 58.madde konusunda bizzat yöneticinin beyanatlarına dayandırılarak çelişik tutumunu dile getirince başlıyor ve Nihat Özdemir'den "yorumcu bizi anlayamamış" gibi ufak çaplı bir geri dönüş alıyor. O programdan bir gün sonra ise 24 Ocak'ta "Spor Masası" programında Ertem Şener'e hem Nihat Özdemir'in ayar vermeye kalkıştığı o çelişik tutumu ayrıntılarıyla anlatıyor hem de bu yukarıda bahsettiğim olayı sekiz ay sonra ilk defa anlatıyor. Peki sonra ne oluyor? Uğur Meleke, sözleşmesi olmasına rağmen Çift Kale programından çıkarılıyor. Parasını almaya devam etse de bu olayı anlattığı günden sonra programa bir daha çıkarılamıyor. Nedeni ortada. İşte bu saçma salak Sivasspor otel olayını ayrıntılı bir şekilde anlatıp öncesinde de çelişkili beyanat veren Fenerbahçeli yöneticiye ayarı verdiği için.



Geçenlerde büyük bir gazetenin spor muhabiri ile muhabbet ettim. İtirazı olsa da bir teknik direktör ile takışma şansının olmadığından bahsediyordu zira ekmek bulamayız, kulübün içerisine bir daha giremeyiz, patronumuzdan azar işitip işimizden oluruz diyordu. "Ben köşe yazarı değilim, o kadar özgür değilim" diye de haklı olarak sonlandırıyordu konuşmasını. Peki köşe yazarı olan insan sanılanın aksine o kadar özgür mü? Ancak Uğur Meleke gibi bir karakteriniz varsa bu mümkün. Ancak bu bedeli ödemeyi göze alırsanız bu mümkün. 


CNN TURK'teki çıkarıldığı "son" programında bu olayı analttıktan sonra söylediklerine kulak verin. ister kendisinden dinleyin ( http://tvarsivi.com/player.php?y=4&z=2012-01-24%2016:23:00 )isterseniz de buradan okuyun:

"....Ben sekiz aydır böyle bir şey söylemedim. Sivasspor-Fenerbahçe maçında beni kaldığım otelden.. kalma dediler bana yani.. Ben hayatımda böyle bir şey yaşamadım. Çok da üzgünüm, kırgınım bu konuda. Böyle kırgınken hala söylediklerimizi anlamak istemeyen spor yorumcuları var filan denmesi çok mantıklı gelmiyor çünkü söylenilen şeyleri biz konuşuyoruz, yapabileceğimiz başka bir şey yok, başka bir veri yok elimizde.Bize özel belgeler gelmiyor, Taraf gazetesine filan geliyor bunlar.. ne bileyim bazen Sabah gazetesine geliyor. Biz o "tür" bir gazeteci değiliz, o tür bağlantılarımız yok. Televizyonda izlediklerimiz, onların söylediği, gazetelerde okuduklarımızı yorumlamaya çalışıyoruz. Anlamaya ve anlatmaya çalışıyoruz. Onun haricinde başka bir misyonumuz yok. Burdan Nihat Bey'e söyleyeceğim şudur: Nihat Bey'le bizim arkadaşlığımız yok, hukukumuz yok. Belki karşılaşmısızdır en fazla Merhaba demişizdir. Onunla ilgili ne olumlu ne olumsuz hiçbir görüşümüz yok. Aynı şekilde Ali Koç'la da ilgili.. Ben Galatasaray ya da Beşiktaş, Fenerbahçe yöneticileri ile samimi değilim ve samimi olmamak için de çaba gösteririm. Özellikle mesafe koyarım çünkü işimizi düzgün yapmak için.. Ben futbolculara bile mesafeli davranmaya çalışıyorum çünkü onunla ilgili bir şey yazdığımda kişişel ilişkilerim, arkadaşlığımızdan dolayı zor durumda kalmayayım diye. Futbolcular, teknik direktörler, yöneticiler sağolsunlar çok fazla ararlar beni"


 "Ertem Şener araya giriyor, bizzat onun üzerinden Uğur Meleke'ye ulaşmak istediği ayrıntısını ekliyor, doğruluyor Uğur Meleke'yi.. "Numaranı isteyen oluyor ben senin kişiliğini bildiğim için vermiyorum diyor" " 


"..Burada yaptığımız şey de bu. Sadece işimizi düzgün yapmaya çalışıyoruz ve art niyetimiz yok ki nasıl olsun..Ben çok sıradan bir adamım.. Benim babam bakkal, annem ev hanımı..Ben bir noktaya gelmişsem eğer bu çok tırmalayarak oldu. Milliyet gazetesinde stajer olarak girdim, editörlük yaptım ve şimdi de gördüğümü yazıyorum o yüzden burdan da ricam bizi bu şekilde anlamaları, anlamaya çalışmalarıdır..."

40 yorum:

uarpak dedi ki...

Son zamanlarda Türkiye'deki futbol çerçevesine ilişkin okuduğum en iyi yazılardan biri. Dili, anlatımı, üslubu ve işaret ettikleri ile... Yorumluk bir durum yok burada. Her şey açık. Sadece elinize sağlık diyeyim. Yoksa söylenecek çok şey var ama hepsi desteksik, mesnetsiz ve arkası boş.

Borges dedi ki...

Yorum yapabilcek bir şey değil. Benim başındaki görüşlerim belki bana özeldir ama sonrasında yaşadığı hikaye, sonrasında yaşanılanlar tamamen "Türkiye Gerçeği" dir. En acısı da bu kadar sessiz kalınılması olsa gerek.

İçselleştirilmiş bu gibi olaylar bu ülkede. Birilerine ayar verirsen işinden olursun, bu kadar basit.

mute dedi ki...

Orhan Bey,

Neden Avrupa Sampiyonasi'nin bitmesini bekliyorsunuz?

Borges dedi ki...

mute: Bunlarla gündemi meşgul etmek istemem, bunun gibi bence oldukça önemli ayrıntıları kapsamıyorsa eğer. Biraz daha "boş zaman" işi. Şimdi başka projeler var, Avrupa şampiyonası sonrası vakit bol olacak, o zaman geyiğini, makarasını yaparız..

Lakin "kibir" den ve "adam satmaktan" geçilmeyen bu medyaya dışarıdan bakmak çok daha güzel. keyifli bir iki mail ile iletişimde kalmak çok daha iyiydi.

Ilgaz dedi ki...

heyt be, fenerbahce'ye inceden giydirme sansini buldugunuz an kacirmiyorsunuz firsati

Borges dedi ki...

Ilgaz: Konu bu değil mi? Tüm meselen FB'ye geçirilmiş mi geçirilmemiş mi? ahlak, erdem, iyi, güzel bunların önemi yok. Haliyle sen başka biz çook başka yerlerde geziniyoruz. Çakma ise mesele GS'ya, taraftarına ona buna burada fazlasıyla çakılmıştır. iki tane zengin benim kulubümü temsil edemez demek çok zor değil. Bak burada bir adama haksızlık yapılmış demek de çok zor değil.

hulleci dedi ki...

O kadar harika bi yazı olmuş ki 3-4 kere okudum. Tebrik ederim.

Muratt dedi ki...

Uğur Meleke nin kişiliği ve karakteri herkesçe malum. Onun bunun dayatması ile bir şeyleri yapmayacağı her dönemde benzeri şeylerle karşılaşacak. Keşke otelden çıkarılma isteği üzerine arka kapıdan girip çıkmaktansa, inadına on kapıyı kullansaymis.

Bir de işin Mecnun Odyakmaz tarafı var ki daha bir içler acısı...

Borges dedi ki...

Muratt: adamın derdi 4 saat kalan maçı sorunsuzca izleyip gitmek. Abdullah Kığılı'nın ricası da etkili oluyor ama bir yerde de kırılıyor haklı olarak. Restorant'ın içerisinde "kimse buraya gelsin bana söylesin" diye çıkışıyor zaten ama ne gelen var ne giden ve kendisine gelen güvenlik, otel müdür v.s. bitmiyor.

shadowturk dedi ki...

oda kendisine söyleneni anlayışla karşılamalıydı şampiyonluk maçına odaklanmış bir takım etrafında kim olursa olsun medya görmek istemez.konu fener olunca adalaet hak vb. manevi değerler birden depreşiyor.ama konu diğerleri olsaydı burda satırlarca aksini anlatacak yazılar da yazılabilirdi.tarafsız bir blog olarak güzel takip ediyorum ama işin içine tarftarlık girince sadece siz olursunuz.bende yazarım ama sadece fenerliler için.

Ilgaz dedi ki...

acikca soylemek gerekirse ahlak, erdem gibi degerleri ugur meleke uzerinde tartismak icin cok gec. 10 aydir hukuk, esitlik, ahlak gibi degerleri haykirmadigimiz platform kalmadi ama bir kulaginizdan girdi, digerinden cikti.ugur meleke'nin yasadiklari bizim yasamis oldugumuz seyler ile karsilastirildiginda devede kulak kalir, bu kadar yanlisin arasinda lafi bile edilmeye deger degildir.

kaldi ki boyle bir olayin turk futbol/spor tarihinde ilk defa oldugunu dusunmek oldukca naif bir dusuncedir diye dusunuyorum. derseniz ki gecmise perde cekelim, yeni bir sayfa acalim. onu da fenerbahce uzerinden acmayin, zira bizim uzerimizden yeterince yeni sayfa acildi

Borges dedi ki...

shadowturk: Neden gazeteci görmek istemez ? Gazeteci bugün her yerde var. Başka kim gazeteci istemiyor, Avrupa'da yok böyle bir durum ki programda ertem şener de anlatıyor yaptıklarını ettiklerini.

Ki durum bu da değil.

Sonrasında kanala baskı, bu durumu açıkladığı için ayrı bir baskı vesaire vesaire.

Öncesi de var bu durumun aslında ve belki oradan başlamalıydım. Star'daki Şampiyonlar ligi yorumlarında yapılan bir ışık muhabbetine nasıl baskı kurulduğundan..

Şu kesin: Herkes görmek istediği gibi görüyor, hepsi bu. Ben burada GS-TS-FB ayırt etmiyorum her kulübün içerisinde bu para babalarının at koşturma isteği var. Her yerde.. İnan bir başkasını öğrenirsem burada yazarım. ileride mutlaka görüşürüz..

Borges dedi ki...

Ilgaz: Ben içselleştirmiyorum. Mesele ya da kabahatiniz şudur: Şike gibi Rüşvet gibi Gücünü yanlış insanların üzerinde kullanıp ekmek parasına engel olmak gibi türlü türlü durumları içselleştirip olağanlaştırıyorsunuz.

Şike konusunda Aziz Yıldırım'a övgü dahi düzebiliriz gerekirse. Bunu konudan ayıralım.

Bu nedir? Mesele illa burada Fenerbahçe'nin az biraz yara olması mı olmalıdır? Bizim illa ki derdimiz bir takım mı olmalıdır?

ki üzerine basa basa da söylüyorum bu para babalarının takımı yoktur, bu şekilde karakteri vardır. X takımlı olur y takımlı. Ne düşünüyorsun? Tüm iyi insanların galatasaralı olduğuna inanan fanatik bir taraftar mıyım? Ya da tersi..

Şu olayı geçiştirecek, FB üzerinden değerlendirecek kadar abartırsan elbette devede kulaktır senin için, ama bu "senin" için. o da beni pek ırgalamaz.

Ilgaz dedi ki...

olay fenerbahce uzerinde gecistirmek degildir, olay dengedir. ugur meleke olayi gibi hakikaten turkiye standartlarinda cok onemli olmayan bir olayi elestirecek, konuyu universal dogruluga getirecek olgunlukta birinin olan baska serefsizliklere, hukuksuzluklara 1,000 sayfa yazmasi gerekir diye dusunuyorum.

yazilir, yazilmaz, cizginin farkli taraflarinda olunur bunlar da dogal seyler acikcasi, hepimiz tarafiz sonucta turkiye ile ilgili konularda. ama bunun sonucunda fenerbahce'ye giydirme varsa, bunun dogal olarak cevabi da olur

moneywise dedi ki...

Yapilan ozellikle Cnnturk olayi ayip.Herseyden ote birilerinin ekmegi ile oynamak gunah.
Otelde kalmasini istememeleri anormal degil.Zira klube yakin onlarca gazeteciyi kabul etmemisken birine ayricalik yapmak da baska bir dert.Avrupayi bilemem ama bir takimin sampiyonluk maci oncesi otelinde hele gazeteci (ugur meleke gorundugu kadari ile durust olsa da) istememesi cok da anormal degil.Hele 2 kez son macta sampiyonluk kacirmis bir takimsaniz

muztem

Mete dedi ki...

bu yazinin basligi, ikilinin gecmise donuk eylemlerini de hatirlayarak, "leyla ile mecnun" olmali...

Borges dedi ki...

Ilgaz: Bu senin için böyledir. "Senin" için durum bu. İçselleştirmişsin, Türkiye standartları v.s. palavrasını atıyorsun arkadaşım. Da senin içselleştirdiğin sende kalsın. Bana ne senin standardından v.s.

Kelimesi kelimesine yazdım bence garip tuhaf ve ahlaksızca da bir iş topladam. Benim standartıma uzak.

Ha işte son cümle tamam. FB'ye giydirme olduğunu düşünüyorsun ve karşılığında bir şeyler söylemeye çalışıyorsun:)

Burada sorun FB TS GS değil. Ama bu ileride anlaşılır.

Moneywise: O rezervasyon bilmem kaç gün önce yaptırıldı, yöneticilerin aklı yeni mi çalışuyor? tutarsın otelin bütün odalarını ve kimse de gelmez. Diğer türlü sadece oyuncular ve futbolcuların olacağı bir otel bulursun ama bu yapılan anormal. O şehirde topu topu kalınabilecek iki otel varmış zaten..

cengo dedi ki...

şıracının şahidi ertem şener of of

moneywise dedi ki...

belki de kapattilar ya da kapattiklarini saniyorlardi.Neticede Meleke'de olayi buyutmeyip o stras dolu ortami anlayisla karsilayabilirdi.aziz yildirimin ugur melekeyi tanidigini bile sanmiyorum (ismen degil) muhtemelen gazeteci var dediler o da istemiyorum demistir.

Borges dedi ki...

moneywise: hata biraz benim. Star'da zamanında Şampiyonlar ligi özetleri esnasında basit bir "ışıklandırma" olayıyla ilgili yorum yaptığı için yine işinden edildiğini buraya koymadım. Bu "ikinci" kez oluyor, Aziz Yıldırım da Uğur Meleke'yi tanıyor, tanımaması tuhaf olurdu zaten.

selaminko dedi ki...

Merak ediyorum o maçta o otelde kalan başka gazeteciler de varmıydı? Var ise isimleri nedir? Ki ligtv nin muhtemelen 2-3 tane adamı kesin vardır orada.

ibrahim dedi ki...

borges, hani medyanın içinde bulunduğu yozlaşmış durumdan rahatsızlığını dile getirmişsin ya yazının başında.. hiç uzağa gitme, şu yazıya gelen yorumlara bak yeter zaten.. toplum yozlaşmış, o toplumun medyasından farklı ne bekleyebilirsin ki?

adamı günler önce rezervasyon yaptırdığı parsını ödediği otelinden hem de klüp yöneticileri atmaya çalışıyo, birileri de burada çıkıp bunu savunuyosa zaten sözün bittiği yerdeyiz demektir.
her şeyden önce insan hakları diye bişey var lan..! gözünüzü nasıl bi fanatizm bürüdü arkadaş? kendi hakkını bu kadar savunmazsın, başındaki siyasiler kıçındaki donu alır sesin çıkmaz, ama biri de tuttuğun takımın kodaman bi yöneticisinin yaptığı yanlışı dile getirince aauuwwwww...

müstehaktır her yaşadığı bu halka..

Val Resnick dedi ki...

Şu Fenerium poşetlerinin içinde şike parası vardı geyiğinde, Ertuğrul Özkök bende ordaydım demişti. Yani başka gazeteci varmış demek ki?

Ayrıca ışıklandırma olayını dün gibi hatırlıyorum ben. Yönetim Kurulu sahadan geçiyor diye tekrar açılmıştı ve Uefa talimatı denilmişti. Ama o olaydan sonra Uğur Meleke farklı maçları yorumlamıştı yine ŞL'de diye hatırlıyorum yanılıyor muyum?

Futbolun yönetim konularında benim mantığım basit; Erman Toroğlu, Gökmen Özdenak, Ahmet Çakar gibi isimler bir olayı savunuyorsa, kesin yanlış veya altında bir şey olduğunu, Uğur Meleke, Ali Ece, Tanıl Bora gibi isimler yanlışsa bile savunuyorsa vardır bir hayır demekle geçiyorum. Uğur Meleke lan bu, kovulur mu hiç? Otel yoksa gelsin bizde kalsın o derece :/

hakkitasci dedi ki...

5-6 yıl önce Milliyet taktik ekindeki yazılarını okur, Ntv'de Rıdvan Dilmen ve Okay Karacan ile yorumlarını dinlerdim. çok düzgün ve "spor adamı" oldugu ilk günden belliydi. tek kelime "adam"

Borges dedi ki...

Val Resnick: Çok iyi hafıza var usta. Tam da onu kastediyorduk burada..

Ufuk Özkul dedi ki...

ibrahim'in ilk paragrafına yüzde yüz katılıyorum. özellikle ılgaz'ın yazdığı gibi "bu konunun tartışılmayacak kadar önemsiz olduğu" görüşü çok vahim.
gazetelerde kimin yazıcağına, ne yazıcağına, nasıl yazılacağına yöneticilerin doğrudan müdahele etmesine, gerekirse gazeteler üzerindeki güçlerini kullanarak nitelikli insanları işlerinden etme veya vasıfsız insanları işsahibi yapmalarına dair katıksız/net bir örnek. bu da tartışılmayacaksa bence bir daha futbola dair bişey konuşmayalım. güzeloyun daha da kirlenip, dibin dibine batmadan onu unutmaya çalışalım.

shadowturk dedi ki...

arkadaşlar yorumların hepsini okuyamadım ama benim yorumuma cevaba küçük bi not eklemek istiyorum.uğur meleke ne mübarek bi adammış olayın üstünden neredeyse birsene geçmiş ve ortam darma duman iken gündeme getirmek anlamalıdır benim tarafımdan.zamanında işine geldiği gibi taraflı yorum yaptığı halde yani kendisi tutarlı olmadığı halde yayıncı kuruluşta yorumcu olan beyfendi guya fenerbahçe tarafında işinden edildi ve savcılar bile olaya el koydu.herkes malum şahsın arkasında durdu, hemen ortalık karıştırıcı programlar iş de buldu.aynı hassasiyet kimseye bi zarar vermeden ve tahrik etmeden taraftarı olduğu futbolcuyla çak yaptığı için işiden olan loran vayloyan için yapılmadı ve kimse konuşmuyor bile.ve üstelik diğer guya büyük takımlarımızın maç öncesi ve sonrası muhabirleri hareketleri ve işaretli soruları ile alenen fanatiklik yaptıkları halde kimsenin gıkı bile çımıyor ve böyle uzar gider.siz bişey söylersiniz, ben bir şey söylerim ama her zaman demagoji ustası olan kazanır ve halkı etkiler örnek fatih terim mustafa denzili, zamanında çok beğensemde şenol güneş.fatih terim ayar verince haklı olur kimse fatih terimi eleştiremez soru dahi soramaz ama ayut kocaman aynı şeyi yapınca ne haddine.bide şenol güneşin basın toplantısında o büyük medyamızın bir mensubu çıkar ve fenerin hocası aykut diye söze başlar.her alanda linç.memlekette maalesef her alanda lafı başarılı dolandıran ve haksızda olsa güzel ve ikna edici konuşan haklı.

Borges dedi ki...

shadowturk: Rica etsem yorumu göndermeden önce son kez bir okur musun? 4 kez okudum bir şey anlayamadım. Oysa sen güzel yazarsın istediğinde.. Eski biliriz seni. Birazcıcık itina..

shadowturk dedi ki...

biraz asabiyetten ve hızlı yazmaktan olsa gerek kelimeleri eksik yazmışım.bence anafikir belli ama bir ara zaman ayırıp söylemek istediklerimi arkadaşları yormamak adına sadece size postalarım.

aprile dedi ki...

Ellerinize sağlık. Bu konu hakkında hiç bilgimiz olmaması çok can sıkıcı. Diğer yandan bilgi veren bu yazının varlığı umut verici. Ne zaman güç, daha çok güç demekten kurtulacak bu ülke. Futbolun nefese, dürüstlüğe ihtiyacı var. Futbolcuların zinde zihinlerle oynamaları lazım.

erkam dedi ki...

konvansiyonel medyanın durumu ortada. konvansiyonel spor medyasınınki daha da vahim belki de..uğur meleke gibi adamlar biraz olsun nefes almamızı sağlayan adamlar. çocukluk aşkımızın hâla peşini bırakmamışsak sağolsunlar böyle adamların büyük payı var. ben açıkçası yeni nesilden de epey ümitliydim. blog sahibi gençler falan. hayatım futbol ekibi.. ama ne yazık ki yanıldım sanırım. kaliteli gözlem, analiz, metin falan sonraki iş...bakıyorum da herkes bu koca patronların medyasına bir şekilde eklemlenme derdinde. bana bir zamanların devrimcisi kuzenimi hatırlattı bu iş. kendisi bir zamanlar ağır şartlarda çalışan bir işçiydi. ağır dediysem cidden ağır ama. sağlığını epey riske atan bir iş.. neyse sonra patron oldu geçen sene. şimdi her şeyi var..geçen aylarda görüştük bir vesileyle kendisiyle. eski devrimci arkadaşlarıyla görüşmüş bi ara. çocuğa; olm bırak bu işleri bak ne güzel her şeyim var falan demiş..çok uzatmicam anlaşılmıştır sanırım mesele. sahi devrim ne der bu işe?
not: kapağı atmayın demiyorum, zira ekmek parası falan fistan milyon tane lanet şey. ama aklınıza ve en önelisi vicdanınıza halel getirmeyin kardeşler..

Borges dedi ki...

erkam: Sen o blogçu gençlerin bu piyasada şansını ne olarak görüyorsun? ki bu konu burada tartışılmaya müsait değil. Bence önce "Uğur Meleke" olmalısın sonra ortaya gereken karakteri koymalısın. Diğeri pek etki etmiyor zaten, kendin çalıp kendin oynarsın. Önce "Uğur Meleke" olacaksın. Bunun anlamı da yazdığun etki edecek konumda olmalıdır. Yoksa ben BirGün'de yazıyorum 2 yıldır..

Blogçu gençler yıllardır yazıyorlar. Alternatif içerik de üretiyor dergi çıkardı bilmem kaç sayı. E ne oldu? Blogçu genci mi kaldı allahaşkına? 2007 bu blogun sıklıkla yazılmaya başlandığı tarih 2006 açılışı. 20 yaşında olan ergen bile 26-27 oldu. 24 olan 30 ve üzeri ne genci..Ben 32 yaşındayım sen kime ne diyorsun ne gencinden bahsediyorsun ?

Yazmadıysa binlerce yazı yazıldı ve yazılmaya devam ediyor, ne bekliyorsunuz siz? 42 yaşına kadar gece gündüz blog yazmasını filan mı? Sen mi evine ekmek götüreceksin erkam o insanların? Kimden neyi bekliyorsun sen ki büyük medyaya ayak atsan da atmasan da burada verdiğin emek karşılığı inan bana hep işçi olarak kalırsın kalacasın da.. Gocunduğumuz yok da.. İstersen yazdığın yer Milliyet olsun Sabah olsun X olsun. Adı vardır onların en fazla.

patronmuş anakım medyaymış. Dışarıdan göründüğü gibi değil arkadaşım. Burada kimse patron olamaz, Türk filmi çevirmiyor kimse. Emek veriyor "bin" alabilirse ve daha fazla "yazabilmek" adına vakit kazanmak için "bir" alıyor. alamayan da bilmem ne kurumunun finans sektöründe çalışmaya devam ediyor.

erkam dedi ki...

amaç daha fazla kitleye hitap etmekse, reytingse ben zaten çok yanlış gelmişim...bi ben genç hatta çocuk kalmışım sanırım.

Borges dedi ki...

Ne reytingi şunu bunu. 5-6 yıl oldu yani. İlla ki bu kilişe geyikleri yapacağım diyorsunuz. İyi yapın o zaman.

erkam dedi ki...

abi sen değil misin blogçuların bu "piyasada" şansı nedir ki diyen? ne anlamalyım abi bundan? bi çıkar mı olacak yani illa? bu iş biraz hayatından ödün vermek işi değil mi ki zaten?

Borges dedi ki...

Erkam: Hobi olarak yapanlar için bu doğrudur. Mesleği haline getirenler söz konusu. Burası "hobi" olarak devam eden blog kısmı. Burada da sınır tanımam zaten ben.

Şimdi derdin nedir senin?

Burada ne yazılmadı? ne çizilmedi? Bakanlardan başbakana ondan buraya kadar kime dokunulmadı burada? Kimden çekinildi?

Blogçular alternatif karşılık alamadan onlarca değil binlerce yazı yazdı. Şimdi hobi olarak yapabilecek kadar zamanı olan varsa devam ettirsin. Diğerleri bu zamanı elde etmek istiyorsa mesleği yapmak durumunda bu kadar basit.

Burası algıladığın gibi bir yer değilse gelme. Daha güzeline git daha iyisine.. Zira benim daha başka yapabileceğim şekli yok. Hepsi budur, istesem de istemesem de budur.

Görüşmek üzere, hoşça.

erkam dedi ki...

eyvallah.. en ufak bir farklı düşüncede tatlı su faşistine dönüşüyoruz yalnız, yakışmıyor. hoşçakalın..

Borges dedi ki...

erkam: O da güzel. Sen "faşist" diyebilirsin. Sen dünyanın en bilindik kilişesini bilip bilemden buraya yapıştırabilirsin her türlü yargı hakkı senin var ama biz bir kelime edersek, absürdlüğü ortaya koyarsak "faşist" v.s.

Güzel yaklaşım bunlar.

Sana da eyw arkadaşım.

Barış dedi ki...

Uğur Meleke'yi de çok severim, Ali Ece'yi de, Orhan Uluca'yı da, Fırat Topal'ı da, Bülent Timurlenk'i de. Kimin karakteri nedir, nasıldır hiç düşünmedim bu zamana kadar. Zaten niye umrumda olsun ki karakterleri? Ama bu adamların yazılarını ve yorumlarını sürekli takip ederim. Sebeplerin başında farklı olmaları,sonra muhalif tavırları ve tabii ki futbol kültürleri gelir. Gönül ister ki daha çok görebilsek böyle insanları ekranda. Onun haricinde Nihat Özdemir'miş, Adnan Öztürk'müş, Demirören'miş bilmem kimmiş. Kimin umrunda yahu? Kim bu adamları görmek istiyor ki. Önlerinde temsil ettikleri takım olmasa kim bilir bunların adlarını. O yüzden can sıkmaya gerek yok. Haksızlığa elbette ses çıkaracağız, ama o güzel insanlar henüz atlarına binip gitmediler ve gitmeyecekler de. Bu da bir kazançtır bizim için.

mre dedi ki...

Yazıdaki gerçekleri okumak değil de yorumları okumak beni umutsuzluğa sürükledi. Yukarıdakilerin de kadar temiz (!) olduklarını biliyoruz zaten de aşağıdakiler bu haldeyse, bu kadar renk körü oldularsa, bu kadar ahlaksızlığa prim tanımak normalleşmişse, onlar bile bu kadar kokuşmuşsa yapacak çok da bir şey yok. Allah rahmet eylesin.