2 Nisan 2009

Ballack vs Podolski



Almanya iki macini da kazanmasini bildi ve her zaman "kazandiran gollerin" adami Ballack her iki macta da acilisi yapip galibyiette büyük rol oynadi. Ilk macta attigi vole görülmeye deger iken Galler karsisinda 31,5 metreden 108 km hizla attigi sut ise bir baska saheseri..

Baska acidan artik günümüzde yavas yavas silinmeye yüz tutmus saha ici lider oyunculardan.. Uzun süredir alman basininda onun liderlik anlayisinin, oyunculara karsi olan tavri tartisma konusu. Bierhoff, durduk yere Ballack'a savas acmadi, oyunculardan aldigi tepkileri bir sekilde ona iletti ve artik onun takima liderlik etme bicimi, oyunculara bagirisi,cagrisi filan tartismaya acilmiso oldu.. En son Klose, Ballack'in degistigini ve oyuncularla nasil konusmasi gerektigini ögrenmeye basladigini dile getirir iken cok önceleri Bierhoff vasitasiyla Lahm ve benzer kariyerli oyuncularin bu bagirmalari kaldiramadigi dile getirilmisti...

Bir sorun vardir besbelli..

Ballack, Effenberg'in ögrencisidir ondan gördügü ile yola cikip bugüne gelmistir ama Owen Hargreaves'in röportajinda özellikle üzerine bastigi nokta Ballack'in bir Effenberg olmadigi seklindeydi..

Mesele sudur: Ballack'in hakki saha icerisinde nedir ?

Podolski ile yasadigi bu tartismanin hemen ardindan takimin kaptani olarak taktiksel acidan oyunculari saha icerisinde yönetmenin onun bir görevi oldugu dile getirildi ve anlasildigi kadariyla burada haksiz olan Podolski idi.

Mac sonrasi demeclerinde ise Podolski bu olay saha icerisinde olmus ve takimin icerisinde halledilecektir derken Ballack "O daha genc, ögrenecegi cok sey var saha icerisinde taktik anlaminda takimi yönetmek benim bir görevim " diyordu..

Belki su noktada Podolski haksizdir ama lider karakterde olan oyuncunun böyle bir tepki almamasi gerekir. Oyuncularin üzerine haksiz yere yüklense dahi o sekilde bir tavri almayacak ölcüde etkili olmasi gerekir takim arkadaslari üzerinde..

Kariyerler carpisiyor yine.. Ballack, takimin kaptani, ülkenin ülke disinda oynayan ve dünya capinda diye adlandirmak icin yirtindigi, orta saha olarak 40 gol atarak en golcü listesinde ilk ona giren adami iken Podolski henüz daha 23 yasinda attigi 32 gol ile Alman milli takiminin göz bebegi, baska acidan da dokunulmazi.. Bu iki karakter bir sekilde carpisiyor, Ballack'a "artik dur" deme cabasi icerisinde.. Ballack ise her sekilde tartisilsa da saha icerisinde Liderligini sonuna kadar konusturmakta kararli.. Löw saskin, kesinlikle ikisiyle de konusacagim diyor.. Ballack olgun abi rolünde ve Podolski simdilik sessiz kaliyor.

Baska acidan bugün ispanya karsisinda neden Tuncay'in kaptan oldugunu ve olmasi gerektiginin bir baska ayrintisidir. Kaptan, oyuncularin saha icerisindeki durumundan sorumlu insanogludur. Onlari elestirmek, motive etmek ve dogruyu bir sekilde göstermek durumundadir. Bunun nasil yapildigi ise yasanilan caga göre degisebiliyor... En azindan Kaptanligin saha disi örnek davranislarin adami olmadigini, efendilik ile karistirilmamasi gerektigini ve en önemlisi de etliye sütlüye karismadan sakin bir futbolculuk dönemi geciren insanlarin aslinda kaptan olmasi gereken en son futbolcu konumunda oldugunu görmeliyiz.. Misal benim gözümde olsaydi en kötü kaptan Ergün Pembe olacaktir, en sevdigim futbolculardan olmasi bir yana..

1 yorum:

extensor dedi ki...

Keza Servet'in liderlik vasfı elindeyken ne kadar etkili olabildiği.
O vasfı kendisinden alındığında ne kadar çekingen kaldığı da örnek olabilir. Bu yıl ve geçen yılı kıyaslarsak.

Mesela ipi Servet'in ellerine verdiğimizde. Hem kendisi deliler gibi oynayan hemde diğerlerini oynatan bir oyuncu görüyorduk.

O ip ondan alındığında daha bir çekingen kaldı bu sene...

Yine lider vasıflı Meira'nın aslında hiç olmadığı kadar suskun kaldığı Galatasaray'da bu suskunluk çekingenlik oyununa da yansıtı.

Popescu'da kendisini kanıtlayana kadar bu çekingenlikten çok çekmişti...

Bir ipte iki cambaz oynamaz derler ya.
Savunma göbeğini iki lider vasıflıdan kurduğumuz da da bunlar olabilir demek ki...
İkisi de çoğu zaman ne zaman nerede, ne şekilde karar vermeleri gerektiğini bilmeden davrandı...

Yine mesela Song ile oynayan Servet'in, E. Güngör ile oynayan Servet'ten daha sönük olduğu da bir gerçek...

Galatasaray'ın liderlerinden arındırılması gerekiyordur belkide.
Çürük liderlerden başlayıp, kalitelilere doğru.

Çürükten kastım yeterliliktir.
Size neler katabileceğini hesaplayıp...
Mesela Hasan 90 artı kilosu ile senede 5-6 maça çıkıp liderlik yaparsa size ne katar?
Ümit Karan?
Ayhan Akman?
Servet Çetin?
Arda Turan?
İsimler çok olunca sorunlarda çok oluyor.

İlk iki tamamen gitmeli ayhan da rotasyona düşmeli diyorum ben.
Önümüzde ki dönemler için 2 lider yeter fazlasıyla...
O fazlalığı hatırlamıyor değiliz.
Gergin geçen bir Sivasspor maçında kavga da çıkabiliyor arada...

neyse ne sayıklıyorum ben... Eline sağlık Borges...