11 Kasım 2009

Lara'ya Kalkan Tren.!



Ben kendimi bildim bileli futbolcularin sahanin disindaki yasamlarina ilgi duydum. Bu yazdigim yerin temelinde oyuncularin saha icerisinde oynadiklariyla futbol disi yasamlarindan olusan bütünün analizleri vardir. O psikolojiye bir merak da söz konusu. Misal kendisi sahada mücadele eder iken top toplayan Arda'nin bir süre sonra kendisinin üzerinden Kaptan yapilmasini Sabri nasil karsilamistir ? Cokca bahsettigi gibi sene basinda dusunup tasinip kendi icerisinde kimi sorgulamalara iten bu mudur ? Futbol hicbir zaman sadece futbol olmamistir, her zaman yasamin icerisindeki bütünün bir parcasi olarak yer almistir. Yasam bir bütündür ve icerisindeki her sey birbirlerine bagli bicimde gelisir, birbirleri ile etkilenim icerisindedirler. Özil böyle bir icgüdüye satranc oynayarak da biraz sahip olmus olabilir iken Enke'nin kimse tarafindan tartisilmayan yeteneginin son yillarda bu kadar güzel bir sekilde ortaya cikmasi ayni zamanda kizinin ölümü sonrasi degisen yasam algisi,futbol bakisindan da kaynaklaniyor mudur ? Iste bu gibi yaklasimlar sonrasi insan sürekli izledigi futbolculara karsi biraz daha fazla yakinlik duyar ve sanirim bundan olsa gerek dün bütün gece yazmam gereken programlardan yapacagim bütün isler kala kaldi.. Sabahin en köründe kalkip ancak kendime gelebildim.. Ayni duygular ispanyol oyuncu saha icerisinde vefat ettigi vakit bu denli yogun olmamistir zira cokca dedigim gibi kurulan iliskidir aslolan ve bu da onun en aci geri dönüsümüdür bize.




Gladbach düsse de o Benfica'nin gözünden kacmamisti.. Bir yil sonra kaptan oldugu Benfica'dan Barcelonaya gecse de o naif ruhu bu denli baskiyi kaldirabilecek durumda degildi. Sonraki duragi ve yasanilanlar malum.. Fenerbahce'den kendi istegiyle gitti zira o baskiyi kaldiramayacagini gördü.. Bir mac sonrasi atilan siseler, cakmaklar ve burada da yer verdigimiz o röportajinda belirttigi gibi bu duyguyla yarim yila yakin bir zaman dilimi yasamanin agirligini kaldiramayacagini anladi. Ne klube kizdi ne de kendisine.. Sadece bu baskiya karsi direncsiz oldugunu kabul edip yollarini erkenden kendisi ayirdi.. Bundan bahseder iken klubun de kendisine yol cizmesi icin erken hareket ettigini de belirtiyordu. Alti ay issiz kalip ispanya ikinci ligine ve oradan da Hannover'e geldiginde o baskiyi bir daha hicbir zaman hissetmeyecegi gelismeler onu bekliyordu..

Bugün aramizda olmadigi icin arkasindan yapilan güzelleme degil öyle oldugu icin söylüyorum dünyanin en merhametli insanlarindan ve maalasef di. Evinde besledigi köpekler bilmem kac bin dolara alinmis degil ispanya ve portekiz maceralari esnasinda sokaktan topladiklaridir.. Eskiden ben de aslinda baskaydim, iyi ve güzel bir insandim cocuklugumda.. Köyde disarida yatan köpegimizi cuvallarla sarip taslarla o cuvallari tutusturdugumu bilirim ve öyle ki her yarim saatte bunu tekrarlayip sabaha kadar uyumadigimi da.. Bu henüz daha yasamla/yasadiklarinla bozulmamis safligin ya da cocuklugun bir disavurumudur, insani bir duygudur ve zamanla/yasamla gelip gecer.. Simdi degil bir hayvanin üsümesine katlanamamak yer yer onlarin kesildigini görüyoruz da gecip gidiyoruz önünden.. Enke, o benim cocuklugumda varolan masumiyeti koruyabilmis ve o duyarlilikta yasadigi olaylar sonrasi yasamini devam ettirememistir.. Intihar mektubu da ortaya cikmis, hayata kendi istegiyle bilincli bir sekilde son vermistir bu güzel insan.



Cocuguyla olan resimlerinini görünce daha iyi anliyorsunuz aslinda.. Özellikle iki-uc yasina kadar olan kisminda o canavarlar bambaska olur, inanilmaz baglanir insan. Beni bilenler ablamin kucuk kizina olan düskünlügümü de bilirler.. Öyle oluyor ki 200 km abuk subuk bir yolu cekiyorum buradan ve sadece o ilk yarim saat icin.. Sonra dogruyu söylemek gerekirse cok ilgilenmiyorum ve bunun icin mi geldim diyorum icimden.. Ama o ilk yarim saat icerisinde yasanilacaklar öyle bir baski olusturuyor ki dayanamiyorsunuz,ona kosuyorsunuz.. Bazen düsünüyorum bir kizim olsa nasil olurdu diye.. Bir de kizi olan insanin dogdugundan bu yana ölmemesi icin mücadele verip bilmem kac kez tehlikeli ameliyatlar sonrasi ona nasil yaklastigini ve yasadigini da.. Kizinin sürekli hayati tehlike icerisinde olmasi siradan bir babadan daha farkli bakmasina yol acmistir. Sevgiliniz,kiziniz, köpeginiz ve her seyin degeri cokca zaman yoklugunda, yok olabilecegini düsündügünüzde daha somut bir sekilde kendisini ortaya koyar.. Lara, "tamam hayati tehlikesi gecti" dedigi günden bir kac gün sonra vefat etmistir. Zamaninda buraya sadece Fenerbahce kismini koydum röportajin ama iceriginde yasamin kendisi icin yer yer zor zamanlari oldugunu ve bazen Lara'nin ölümünün engellenebilme ihtimalini sürekli düsündügünü söylemisti. Insan bununla yasayamaz.. Bu soruyu günde kac kere kendisine sordugunu bir alt resimden anlayabilirsiniz..



Bir hafta önce yine arkadasim dövme yaptiracagindan bahsediyordu. Ona tek bir sey söyledim: Sürekli görebilecegin bir yere olmasin.. SIKILIRSIN ve sürekli görmek BUNALTIR seni.. Bunaltir dedigim basit bir resim, cince yazi vesaire.. Insan her kalktiginda her eldivenini giydiginde, yüzünü her yikadigindan o iki yasindaki güzelligi ve ölümünü hatirlayarak nereye kadar yasayabilir ki ? Bir sucluluk duygusuyla yasamistir yasamini ve belki de bu ona verilecek en büyük cezadir kizinin isminin dövmesinin her gün görebilecegi sekilde ellerinde olmasi.. Sokakta gördügü köpeklerin kimsesizligine katlanamayan adam kendi kizinin yukarilarda bir yerde babasizligina nasil katlansin ? Tanriya inaniyor musunuz diye soruldugunda ben bu yasamda varolan her seyin bir anlami olduguna inaniyorum diye cevaplamisti. O trene kendi algisinda bir anlam yükleyip binip gitti..



Tasarlanmis bir intihar olmadigindan bahsediyorlar ki belki de dogrudur.. Dünya Kupasinda oynama isteginden ve daha dün Carsamba aksamina verdigi röportaj randevusundan.. Oysa Lara'nin ölümünden alti gün sonra maca cikmis adamdir.. Bu futbol onun kendinden kacisinin tek yoluydu.. Belki de ilk defa o baskinin olmadigi bir futbol eglencesi kendisine bulmustu lakin diger tarafin baskisi insanlarin tahmin ettiginden cok daha fazlaydi. Mayis ayinda evlatlik edindikleri cocugun arkasindan bizi yasama baglayacak der iken sanirim kimse bu cümlenin siradanliginin disinda barindirdigi gercek anlamini göremedi.. Yasami kendisine baglamak üzere bir baska kiz cocugunu evine alir iken aslinda kolundaki dövme gibi bu evlatlik edinme eyleminin belki de sadece onu daha fazla hatirlatmasinin disinda bir anlami olmadi.. O sekiz aylik bebeye daha fazla sans vermeliydi belki ama hayat.. Bu yasimda ögrendigim ve vazgecmeyecegim bir sey varsa herkesin her eylemi kendi icerisinde bir bütün oldugunun bilincidir. O eylem belki senin yasamina, senin bakis acina ve geldigin su noktada edindigin tecrübe sonucunda hayat algina celisik gelir ama eylem kendi icerisinde bagli bulundugu bütün icerisinde her zaman tutarlidir. Kimseyi yargilamiyorum ve biliyorum ki onun yasamindan ve penceresinden her sey ona göre dogrudur.



Bir tren gördü Bremen'e giden ve belki orada durmayip cok baska yere gidecek olan.. Bir ihtimal düsünmüs olacak ki bu tren beni kizima götürecek.. Belki milyonda bir ihtimal olsa da o tren kizinda duracak idi.. Bugün aramizdan hangimiz o trenin kizina kalkmadigini söyleyebilir ? Öyle olmus dahi olsa -ki pek imkan dahilinde degildir- ona inanmis bir babanin ona dogru gidisini hangi güc yargilayabilir ki ? Benim icin tüm bu yasanilanlarin basit bir özeti vardir. Bir baba trene atlayip kizina gitmistir.. Kizini bizlerden, hannover taraftarlarindan daha cok sevmistir.. Kiziyla beraber olmayi degil sadece ona kavusabilme ihtimaline hepimizi yikip gecmistir.. Her insanin birisini sevme ve ona dogru kosma hakki her zaman her yerde saklidir.. Bu dünyada kalip da yapacaginiz eylemlerinin herhangi birisi veya toplami belki de kizini görmekten daha önemli degildir, aksini kim iddia edebilir ki ?



Bindigin tren umarim istedigin noktada durmustur, yolun acik olsun Robert Enke..

25 yorum:

Arkhe dedi ki...

....

Schumy dedi ki...

Çok güzel bir yazı, eline sağlık...

Schumy dedi ki...

Ayrıca 1999 yılında Gladbach'dan birlikte ayrıldığı Deisler'in kariyeri de Enke gibi devam etmiştir ne yazık ki. Psikolojik sorunlar nedeniyle futbolu bıraktı Deisler. Birbirine benzer iki hikaye ama ne yazık ki birinin sonu çok çok daha kötü...

BT dedi ki...

nefis yazı

varol döken dedi ki...

...

Borges dedi ki...

BT: Sagolasin abi.

Schumy: Deisler'in röportaji da acidir ama bu cok baska.

Karisinin basin toplantisini izliyorum.. Böyle bir aciyi düsmanima vermesin. Ihtimaller üzerinde sürekli gidip gelecek olan karisini gördükce sabir diliyorum sevenlerine..

Pamukk dedi ki...

:(

Baris dedi ki...

Yazi cok guzel Borges usta.
2 yasini doldurmus bir oglum var.
Kendimi dusundum, yazinin bazi yerlerinde cok fena oldum. isyerindeyim ve aglamamak icin kendimi tutuyorum.

Borges dedi ki...

Benim cocugum yok ama sevgili Baris, yegenim var cok sevdigim. Bu en azindan ona bakisimi bile biraz olsun degistirmistir. Elimizin altindayken degerini bilmeli.

Ben babalik duygusunu bilmiyorum, empati de yersiz ve bu yüzden olsa gerek benden ziyade baba olan sizler onu belki daha iyi anliyorsunuz cunku bir yerlerde o yola götürecek aciyi kisa süreligine hissediyorsunuz..

Arkada biraktiklarina sabir diliyorum tekrardan..

Armağan Özkaynakçı dedi ki...

Dün kendi çocuğumu düşünerek yazmıştım. Bugün seni okudum ve tekrar dağıldım.

Number 7 dedi ki...

Onu hiçbirimiz, asla ve asla tam olarak anlayamayacağız ama onu anlamaya bizi en çok yaklaştıracak cümleler senin şu yazıda kullandıklarındır.

Eline sağlık, bir kez daha okumayı yüreğim kaldırabilir miyim bilmiyorum.

Cetin Cem dedi ki...

çok iyi bir yazı ve okuması da acı verici :( elinize sağlık...

CaRtMaNtR dedi ki...

Kariyer yolu olarak farklı bir yol izlemişti. Bu bile onun farklı biri olduğunu gösteriyordu ama bu farklılıklarını keşke daha uzun yıllar görebilseydik.

Umarım gittiği yerde daha huzurludur artık.

zubi dedi ki...

çok çok çok güzel bi yazı olmuş, eline sağlık.

futbolcuları çoğu zaman bir film karakteri veya bir bilgisayar oyunu kahramanı gibi görüyoruz. en azından kendi açımdan öyle olduğunu söyleyebilirim. böyle zamanlarda da gerçeklik tokat gibi çarpıyo suratımıza.


huzur içinde yatsın.

gkslsrt dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş. Bu arada hoşgeldin Borges. Merhaba demek için pek uygun bir yazı olmadı ama kusura bakma. Eline sağlık.

ragip dedi ki...

Bir yazi ancak bu kadar carpici ve vurucu olabilir.Ellerine saglik. Enke sunu biliyordur ki; artik en azindan bir testinin kulbunda da olsa,kiziyla bulusacak.

y. dedi ki...

Ben bu adamın adını taş çatlasa beş altı kez spor haberlerinde okumuştum, yada hatırladığım o kadar ama sen öyle bir yazı yazdın ki, bu adam birden içimizde bildiğimiz yan dairede oturan birine dönüşüverdi.okuduğumdan beri yutkunamıyorum bile.benimde dört yaşında bir kızım var ve bir evlat için mücadele etmek ne demek çok iyi bilirim.işin kötüsü bütün dinlerde çocuklar koşulsuz cennete giderken, isyankarlar ve intahar edenler bundan mahrumdurlar. rabbimin bir babanın bu çaresizliğini görmesini ve onu biryerde Lara ile kucaklaştırmasını diliyorum.

solo dedi ki...

elinize sağlık, güzel bir yazı olmuş...

carvel dedi ki...

Cok fena yazi cok.. fena oldum.

aşkın dedi ki...

Keşke kariyerinde bu kadar sivrilmeseydi, orta halli bir performansı olsaydı, belki de acısının yerine futbolu koymaya çalıştı ve böylece olağanüstü bir futbolcu oldu ama unutulamayan acı kendisini en sert şekilde yeniden hissettirdi.
Belki de saçmalıyorum hatta farkında olmadan adice bir yorum yapıyorum; insan her acının üstesinden ne yaparsa yapsın gelemeyebilir, yapısı hassastır, ne olursa olsun yaşamaya devam etme düşüncesinin anlamsız kaldığı durumlar olabilir.
Çok karışık, çok çetrefilli bir konu.İnsanlar nice kötü durumlarda sırf sevdikleri için yaşamaya devam ederken onun yaptığı anlamsız gelebilir ama her insan ayrı bir evren neticede.

delgado dedi ki...

bir solukta... okurken çok farklı yerlere uçtum... yazmak isteyip yazıp yazıp siliyorum, neyse hemen hemen herkesle aynı şeyleri düşünüp aynı şeyleri hissediyoruz zaten...

koral dedi ki...

İntihar sebebinde yazılan tam açıklanamayan mide rahatsızlığı
bence depresyona bağlı ''İBS''hastalığıdır.Adım gibi eminim.
BU konuda bir araştırma yaparsan ne demek istediğimi anlabilirsin.
BU hastalık öyle kolay kolay geçecek türden değil.Kendimden biliyorum Ne kadar ilaç kullansanızda kafanızda çözmeniz gereken bir hastalık.Enke'nin kızına bağlılığı ortada.Kariyerindeki sorunlar vs.bin bir türlü dert.
Bu mide hastalığı çok ama çok ciddi bir konu.

Borges dedi ki...

Yorum yapan herkese tesekkürler her seyden önce.

Koral, ben bu konudan tam olarak emin degilim. Simdilik bir acinin üzerinden bu tartismayi yürütmek istemiyorum, su adam bi ugurlansin daha sonra yaratilmak istenilen görüntü hakkinda bir post atilacaktir.Babasinin psikoterapist oldugu bu güzel adamin kariyeri gayet de iyiye gidiyordu su dönemde.. ikinci lig yedek kalmalari, bir mac sonra gönderilmeleri yasamis adamin su durumda intihari futbol, basari ve baska konularla ilintili degildir.. En huzurlu ve rahat dönemiydi ama onun bahsettigi bir "leere" bosluk vardi pek cok röportajinda dile getirdigi..

Simdilik uzatmayalim ama ileride bir daha dönecegiz bu konulara diyelim.

EmrE dedi ki...

Böyle bir olayın ve böyle bir yazının yanında Fenermiş Galatasaraymış, BİY tartışmalarıymış (1, 2 gündür süren) hepsi anlamsızlaşıyor. Hayat çok güzel ama bir o kadar da acı. Yazı gerçekten çok dokunaklı olmuş, eline sağlık...

Flying Dutchman dedi ki...

çok güzel yazı Borges, eline sağlık

yine de Enke'ye yaptığından dolayı kızgın olacağım hep. Yanına gideceğini umduğu kızına ulaşır mı bilinmez, ama geride bıraktığı Teresa ona bir daha ulaşamayacak...ve bir dolu arkadaşı da...ne olursa olsun bir insan kendi hayatını sona erdirmemeli...yaşadığı acılar ne olursa olsun...ve evet ne olursa olsun...